13 Ağustos 2010 Cuma

Volkan'dan...

Bir bloğun olmalı ve senin yazılarına bağlantı vermeliyim ben. Çok daha fazla insan okumalı seni. Kendimi hırsız gibi hissediyorum ama bunları sadece benim okuyor olmamın haksızlık olduğunu düşünüp, yayınlamadan da geçemiyorum. Her satırında biraz daha çok yaşıyorum. Teşekkür ederim...

"Birileri anlatımı kolay olsun diye ruh ve beden demiş ve ne yazık ki böyle kalmış. Oysa ayrı şeyler değildir. Biz onları ayrı zannederiz ve böylece hayatı reddetmiş oluruz. Sana yaşamıyorsun demiyorum, hayatı bilmiyorsun diyorum.

Bir hikaye hatırlıyorum; işleri çok yoğun bir kadın her sabah köpeğini sahilde dolaştırıyor. Bir elinde de telefon ve ofisindeki işleri gitmeden önce düzenlemeye çabalıyor. Bir yandan köpek çekiştiriyor ve sekretere laf yetiştirirken koşturuyor. Çektiği işkenceyi tahmin edebilirsin sanırım. Bir gün sabah telefonunu evde unutuyor ve sahilde köpeğini dolaştırırken dalgaların sesini işitiyor; daha önce hiç duymamıştı ve martıların sesleri ile birleştiğinde farkına varmaya başlıyor. Nefes alış verişini ardından da kalp atışlarını hissediyor. Belki de ilk defa sahilde dolaşıyor...

Sana hayatı bilmediğini söylüyorum ve bu konuda ısrar ediyorum. Yaşanmamış bir gelecek ile olmuş bitmiş bir geçmiş arasında sıkışmış kalmışsın. Sürekli bir şeylerin peşindesin, bir gün gerçekten yaşamak istediğinde geç olabilir. Sahip olduğunu sandığın her şeyin aslında senin hapishanen olduğunu anladığında...

Şimdi etrafına bakınıp ne yapacağını bilmez durumdasın. Seni anlayabilirim. Alışkanlıklarından vazgeçmen öyle zor ki, sana doğduğundan beri hep bu öğretildi ya da ezberletildi. Bu alışkanlıklarını bırakmak korkutucu geliyor değil mi? Bilmediğin bir çok tehlike ile karşı karşıya olabilirsin... Güvensiz yaşamaktansa ezbere yaşamak daha iyidir, en azından biliyorsun; sabah kalktığında neler hissedeceğini ve sonrasını biliyorsun. Planların var, düşünüyorsun ve planlayıp uygulamaya çalışıyorsun; sonunda hayal kırıklığı ile geçen bir yaşamın oluyor. Bazen planlarını başarıyla sonuca ulaştırabiliyorsun.

Fakat hayat senin ne düşündüğün ve planladığınla asla ilgilenmiyor. Hayat senin hislerinle ilgilenir. Sana kalbinin sesini dinlemeni söylemeye başladılar ama nasıl dinleyeceğin hakkında hiç bir bilgin yok. Çünkü onlarda bilmiyorlar, kalbine nasıl ulaşacağını kimse sana anlatmadı. Bir anahtar ve kilitten bahsediyorlar ama sen anahtarın ve kilidin nerede olduğunu bilmiyorsun.





Düşüncelerini izlemeni tavsiye ediyorum, zihninden geçen her şeye tanık olmanı öneriyorum. Şevkatle, sevgiyle izle; bulutları izler gibi ve biraz sonra akıl almaz bir huzurun içerisine sürüklenebillirsin. Düşüncelerinin peşinden gitme, onlarla ilgili cümle kurma ve yorum yapma. Biraz sonra anahtarı da kilidi de bulacaksın. İyi yolculuklar.Volkan S."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder